Kiminin ağlayarak gitmek istemediği, kimininse hevesle uçarak gittiği ilkokullar, Türkiye’nin neresinde olursanız olun 90’larda yaşamış olan her gencin karşılaştığı bir takım olaylara sahne olmuş ve pek çoğunun hayatında unutulmaz hatıralar bırakmıştır.

Tüm hatıralarınızı gözünüzde tekrar canlandıracak olan bu listeyi yüzünüzde bir gülümsemeyle okuyacaksınız.

Ben yazarken çok eğlendim. Güzel yıllardı vesselam.

15. Pazar Günü Banyosu


Annelerin çocukları kovaladığı, çocukların amansızca kaçtığı o korkunç gün. Annenin gözünde bir çöp kovasıdır çocuk, ama çocuğa soracak olursanız cennetten bir gül bahçesi. Huup çeksene içine anne, mis gibi kokuyorum mis!

“Ya bayi kaydeşimle yıkanmayayım, beni çıplak göymesin ühühü!”

14. 1000 Kiloluk Sırt Çantası


Tüm hafta göreceğin derslerin kitaplarını tek bir seferde çantaya doldurmak, kitabını unutmaktan korkan her gencin başvurduğu etkili ama bir o kadar da zor bir yöntemdir. Bir de beslenme çantası, yok efendim resim dersi malzemesi falan deyince çanta dolar da dolar. Az omuzumuz çürümedi.

13. İstiklal Marşı ve Andımız


Her haftanın başında ve sonunda İstiklal Marşı ve her sabah andımız. Daha gözümüzü açamazken katıldığımız bu ritüellerin gerektirdiği o duruş. Dikleş, çeneyi biraz yukarı kaldır, bir de gür sesle kalabalık koroya katıldın mı yok senden daha janjanlısı.

“Türküm, doğruyum, çalışkanım. İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene!”

12. Tırnak kontrolü


Elindeki cetveli tehditkâr bir yüz ifadesiyle sallayan öğretmenin tüm sıraları gezip yaptığı, acı sonuçları olabilen kontrol işlemi. Tırnaklarını kesmiş olanların gururla ellerini uzatışlarına karşılık, kesmeyenlerin yaşadığı küçük çaplı kalp krizleri. Arka sıradakiler ise biraz daha şanslı. Kontrol sırası onlara gelene kadar tırnaklarını kemirip tüketmeye çalışma çabaları takdir edilesi.

11.Plastik Fasulye, Sayma Çubukları, Abaküs ve Hece Fişleri


Plastik fasulye ve çubuklarla matematik öğrenmek yerine ev ve araba yapmayı, abaküsle geometrik desenler oluşturmayı tercih ettiğimiz bu rengârenk aparatlar bize matematik öğretti mi bilinmez ama sanatsal gücümüzü ortaya çıkardıkları ortada. İplere asılı o hece fişleri ise şöyleydi;

Ali bak.
Ali ata bak.
Işık ılık süt iç.
İpek ipi tut.
Zil çaldı.
Ömer mısır sever

10.Dersin Ortasında Köşeye Gidip Çöp Başında Kalem Açmak


Dersin ortasında hocadan izin alıp kalem açmak için köşe başındaki çöp kovasına gitmek, güzel bir ders arası rahatlamasıydı. Hele birkaç arkadaş birden kalem açmaya gelmişse fısır fısır muhabbet döndürülür fark edilirseler de azarı yerlerdi. Bu çocuklar bugün, çalıştıkları şirketlerdeki kahve makinesinin başında toplanıp aynı muhabbeti yapıyorlar.

9.Teneffüs Zili


Dersin son dakikaları gözler duvardaki saate kenetlenir ve bu kenetlenmeyle birlikte zaman asla ilerlemez. O mübarek zili bekler her kulak. Zil çalınca sınıfta bir gürültü başlar ve heyecanını bastıramayan bazı çocuklar yerlerinden kımıldandılar mı da vay hallerine!

Öğretmen – BEN DAHA ÇIKMADIM, OTUR YERİNE!

Ve tüm sınıf sus pus.

8.Teneffüs


Okul olan mahallelerdeki apartmanların katlandıkları gürültü döngüsü. Sanki okulun bahçesi üzerinden bir toz bulutu kalkıyormuşçasına bir hareketlilik. Kaçan, kovalayan, önüne gelene bin tekme atan, ip atlayan, sek sek oynayan, top oynayan, tükürük yarıştıran, yağ satan bal satan, İsveç Norveç Danimarka naraları atıp dans eden bir sürü gürültü canavarı.

Simiiiiiitttt!   – Kaçın geliyor!

7.Kantin


Harçlıkların hunharca harcandığı cennet. İlk teneffüste muhteşem kalabalıklara sahne olan kantine olan ilginin her teneffüste giderek azalması ve paranın bitmesiyle yaşanan terk edilmiş bölge ıssızlığı. Evde kahvaltı yapmasına rağmen yine de o ilk teneffüste kuyruğa girip o muhteşem menüden sipariş verme arzusu.

Simit (250 bin TL) + Ayran (250 bin TL)= Keşke yalnız bunun için sevseydim seni (500 bin TL)

Ve daha neler neler; içi kaymak dolu dondurma külahı, leblebi tozu, patlayan şeker…

6.  İçeri Giriş Zili ve Öğretmen Geliş Zili Arasında Yaşananlar


10 dakikalık teneffüsten kalan bastıramadığın oyun aşkıyla sınıf arkadaşlarına son bir “sinekten korkar mısın?” Şak! Şakasını yaptıktan sonra başlayan kavgalar, sınıftaki kovalamacalar ve sınıf başkanının sükûneti sağlama çabası. Tahtaya konuşanları yazmak bazen hoşuna gider bu sınıf başkanlarının. Bir çeşit eline geçen gücü kullanmaktan zevk alırlar. Bazı başkanlar ise; içi gide gide yazar konuşanları. “N’olur adımı sil” diye yalvaran arkadaşlarına kıyamaz, iktidar yanlısı değillerdir.

Ve hocanın kapıda belirmesiyle düşen ölüm sessizliği.

5. Aşı Günleri


Allaah! Korkudan ağlayan mı dersin, cesaretinden böbürlenen mi, kan tutan mı, bayılan mı, ne tip ararsan bulunur o gün okulda.  Hemşire ablalara ilgiyle bakan gözler, kaçan öğrencileri kovalayan öğretmenler… Tam bir curcuna.

4.   Özel Günlerde Yapılan Törenlerde Öğrencilere Şiir Okutmak


164728 öğrencinin karşısında şiir okumak büyük cesaret ister. Bir de ezberlediği şiiri duygulu duygulu, göz yaşlarıyla haykıran o koca yürekli çocuklara bu olay, bazen travma şeklinde geri döner. Laf atan mı dersin, dalga geçen mi… Ömürlük eğlence konusu olur bu zavallılar.

3.  Her Cuma Sınıftaki Sıra Örtülerini Yıkamak İçin Eve Götürmek


Masa örtüsü yıkama sırası geldi gelecek gerilimi yaşanan mübarek Cuma günleri. Öğrenci sıralarındaki kareli, turuncu ya da mavi örtüleri toplayıp, daha büyük olan öğretmen masasındaki örtünün içine bohça yapıp alıp eve götürmek zorundayızdır bugün. Gariban analarımız 2356 örtüyü yıkayacak ve ütüleyip hazır hale getirecektir. Vallahi anaların hakkı ödenmez.

2.  Okul Çıkışı


Son ders zilinin çalmasıyla eğitim yuvasından değil de hapishaneden kaçıyormuş gibi koşarak uzaklaştığımız bu kurum, acısıyla tatlısıyla türlü güzelliklere sahne olmuş bir karadelik.

1.  Eve Dönüş


Anneniz sizi sıralarda dirsek çürütün diye okula göndermiştir ancak siz pantolon dizlerini ve çorapları çürüterek, pasaklı mı pasaklı bir halde eve dönersiniz.

N’aptın çocuğum yerlerde mi süründün?
Ay daha yeni aldığım pantolonun haline bak eşek sıpası!
Git elini yüzünü yıka, evi de pisletme kirinle!
Ve gün içinde bin bir türlü aktivite yapan yorgun beden uyuya kalır salon koltuğunda. Üzerine bir battaniye örtülür ve bunu güzel rüyalar izler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here