‘’Beden en üstün bilgelikte olduğundan daha çok akla sahiptir. ‘’

Nietzsche

Beden, duygularımızın sergilendiği sahne, onca anının saklandığı bir sandık; tinden öze ulaştığımız yer. Sözünü en az dinlediğimiz büyük bir bilge, zihnin hapishanesinden çıkmaya fırsat bulabilirsek ilk sarılmamız gereken yer. Beden kayıtları öylesine sınırsız ve gerçekçidir ki, orada zihnin yorumları, çarpıtmaları yok, gerçek tek ve nettir. Zihnin o uçsuz bucaksız, sonsuz varyasyonlarının yerine bedenin kayıtları vardır.
Bedeni fark etmek, bedeni, bedendeki duyguları hissetmek zordur, oysaki zihinde kısa yollar, genel geçer şemalar vardır, daha az enerjiyle daha çoğa ulaştırıveren. Sonra bizi otomatik düşüncelerle hareket etmeye zorlayan, sanki hayatımızın kontrolünü kaybetmiş, kendine yabancılaşmış gibi davranmaya iten onca düşünce içinden neyin doğru olduğunu, neyin bize iyi geleceğini bulmaya çalışırken buluruz kendimizi. Onay ihtiyacımız artar, kaygılar, korkular yüzeye çıkar. Kafa karışıklığı, kararsızlık, bitmeyen baş ağrıları, çelişkiler, düşün düşün derken ; zihnin içinde tıpkı bir labirentte yolumuzu kaybetmiş gibi kalırız. Dönüp çevremize bakar, fikir alır , kim nasıl yapıyor, kime ne iyi geliyor diye araştırırız. Google ‘da ararız, deneyimli saydıklarımıza sorarız, çok sevdiklerimizden medet umarız. Her yerde onu ararız, o bilgiyi; kitaplarda, her sohbette. Dahası psikologa gider ona cevabı sorarız.


Tüm cevaplar bedendedir. Bir panik atak gelir ve sana bedene dönmen, daha derinden nefes alman gerektiğini hatırlatır. Bir hastalık gelir, sana bedeninle bağ kurman gerektiğini hatırlatır. Hiç de böyle büyütülmedik ki, nerden bilebiliriz? Beden eğitimi dersinde test çözdük, bedeni tanımak söz konusu olduğunda hislerini göstermenin yanlış olduğunu öğrenerek geldik. Bedenle kurduğumuz bağ ya da kuramadığımız bağ, kendi gerçek potansiyelimize ulaşmamızı gölgeledi. Bedenle zihni tanıştıramadık. İkisi birbirinden bağımsız hareket etti. Sanki bir arada olamazmış gibi. Şimdiyse bedene dönüş zamanı. Herkes bedenini daha sağlıklı, daha dengeli, daha fit istiyor. Artık tüm dünya beden merkezli akışın içinde hareket ediyor.Dansla, yogayla, boksla, sporun her türlüsüyle. Neredeyse her markanın içinde bir spor koleksiyonu görür olduk. Bedeni işin içine dahil etmeden, ne zihinsel ne de ruhsal bir doyuma erişilemeyeceğini hem kanıta dayalı tıp hem de insanlık artık biliyor.
Bedene odaklandığında , içsel bir yolculukla , sadece nefesle ve anda olarak doğayla ve tüm evrenle bağlantıda kalabilirsin. Bedenlenmek, topraklanmaktır; topraklanmak ise yaşamı tüm köklerinle bağlantıda olarak en derinden hissedebilmektir ve bu sonsuz bir evrensel güce sahip olmamızı sağlar. Sonrası daha aydınlık, sessiz bir zihin, iç huzuru ve netliktir. Dahası her anın özgün, biricik ve eşsiz olduğunu hissetmenin tek yolu da budur. Beden aklını kullan, bilgeliğinle bağ kur.

Uzman Klinik Ve Sosyal Psikolog
Gülşah Beştav Arıca
http://www.gulsahbestav.com.tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here