İnşaat Sektörünün Plastik Cerrahı:Serdar İnan

serdar-inan

Serdar İnan büyük bir beğeni ile takip ettiğimiz başarılı bir iş adamı. 10 parmağında 15 marifet olan bir mimar, aynı zamanda şair, aynı zamanda yazar, aynı zamanda mütehahhit, aynı zamanda başarılı bir girişimci. Serdar İnan imzalı herhangi bir projeyi incelediğinizde ortaya çıkan o mükemmel tabloyu görmek O’na olan saygımızı bir kat daha artıracaktır.  Serdar İnan ayrıca 6 kitaba imzanısı attı. Bu kitaplar; Mahşer, Seninle Bensiz, Doğum, Yansımalar, Asl-ı Suret, ve İnan Twitter kitabı.

Röportajı yaparken içimizden keşke Türkiye’de 100 tane daha Serdar İnan olsa dediğimiz sevgili mimarımızın röportajını keyifle okumalar dilerim.

Röportaj: Hilal İpekçi
Fotoğraf: Talha Koyun

Serdar İnan

Mimar olmaya nasıl karar verdiniz?

1965’de İnanlar kuruldu. 1965’den bugüne kadar 200 proje gerçekleştirmiş bir şirket İnanlar. İki amcam mimar, ailemizde çok sayıda inşaat mühendisi, mimar bulunuyor. Mimar olmayı hiç düşünmezdim. Robert Kolejinde okurken  son sene, üniversiteye gireceğim, ne yapayım ne yapayım diye düşünürken gemi mühendisliği yazmaya karar verdim. O zamanlar sınava girmeden önce gidilecek üniversite tercih ediliyordu. Ben de gemi mühendisliğini seçtim. Bir gün amcam neden mimarlık yazmıyorsun dedi ve sınava 3 ay kala mimarlık yazdım. Tercihimi 3 ay kala değiştirdim. Çokta memnunum iyi ki mimarlığı seçmişim.

Serdar İnan

Peki üniversite yıllarında nasıl bir öğrenciydiniz? Şimdi ki konumuzu o zamanlar görebiliyor muydunuz?

Ne lise hayatımda ne üniversite hayatımda çok başarılı bir talebe değildim. Koleji herkes 7 senede bitirdi ben 8 senede bitirdim. Üniversiteyi 4 yılda bitirmem gerekirken 6 senede bitirdim. Ama iş hayatında çok çalışkan biriyim diyebilirim. Mimarlığı okurken ileride neler yapacaksın desen,  farklı şeyler yapmaktan zevk aldığım için çılgın şeyler, enteresan şeyler yapacağımı düşünüyordum.

İş hayatında çok büyük işlere imza attınız, iş hayatına başladığınız zaman çalışma disiplini ile şimdi ki Serdar İnan arasında ne gibi farklılıklar oldu.

İşe müracaat eden insanlara ve sohbet ettiğim insanlara şu soruyu sorarım; bu dünyaya bir daha gelsen neyi yapmazsın?  Çoğunluk aynı şeyleri yaparım diyor. Bana sor hiç bir şeyi yapmam. Çünkü aynı şeyi tekrarlamaktan keyif almıyorum. Gelişmekten yana olan bir adamım. Çok fazla revizyon yaptığımdan dolayı eleştirirler beni. Bu hayata bir daha gelsem bir çok şeyi değiştiririm.

Peki, neyi değiştirirsiniz?

Gençken işlere başlar sonra bırakırdım. Çok fazla deneme yapardım. Şuan olsa her şeyin sonunu getirirdim. Okul hayatımda 3 yılı boşa harcadım. En basiti o 3 seneyi kazanırdım. Okul hayatında daha yoğun çalışırdım. Çalışmayı çoğaltırdım. Çalışmayı daha ziyade üretmeyi severim. Bu dünyaya kendimi inşa etmek üzere geldiğime inanırım. İlahi mantığım vardır, dine, Allah’a inanırım. Bunun felsefesi ile aklımı yorarım. Bu dünya kısıtlı bir süre, bu süre de neyi yapabiliyorsam onu yapar bu kısa süreyi değerlendiririm.

 Sizin profiliniz özellikle inşaat sektöründe çok daha az rastlanır bir profile sahip. Kurumsal mütehahit kavramının ötesinde, şairlik, yazarlık ve bunları çerçeveleyen mimarlık. Onca proje arasında 6 kitabı nasıl çıkarabildiniz ?

1996 yılından beri yazıyorum. Yani yazmayı seviyorum. bugüne kadar ki tecrübelerimi yazıyla aktarıyorum, yazarken düşünüyorum. Ama son zamanlarda yazmaya çok vakit bulamıyorum. 7. kitabın bir parçasını bitirdim, 1 kitap çıkartacak kadar elimde malzeme var, toparlayıp çıkarmam gerekiyor ama zaman bulup çıkaramıyorum.

Peki, yazarken nelerden besleniyorsunuz?

İyi bir gözlemciyim diye düşünüyorum. Çok fazla gezerim, çok fazla insanlarla iletişim kurarım, çok fazla konuşur, soru sorarım, seyahat ederim, fuarlara giderim ve aynı zaman da okurum. Mesela çok fazla şiir kitabı okumam, bir şeyi çok fazla derinleyip, çok fazla yapmam. Çok çeşitli işler yaptığım için, ondan belki bu oluşur birde burcum balık. Anadolu çocuğuyum, Erzincan’lıyım, Robert Kolejinde okudum, Amerikan kültürü aldım, İstanbul gibi dünya kültürlerinin kaynaştığı yerde yaşıyorum. Neticede çok fazla etki altında kalıyorum, çok fazla bize dokunan olay var. Anadolu’da 19 kere Haçlı Seferleri olmuş, herkesin gelip geçtiği çok fazla kültürün aynı kotada erdiği bir yer. İstanbul’da o kotanın özelliklerini taşıyor. Eğer Türkiye’de yaşıyorsanız, neticede çok fazla etki altında kalıyorsunuz, her yerden bir şeyler bize ulaşıyor.Biz bu çoğrafyada yaşamasaydık; bu kadar olay bu kadar yoğun yaşanmazdı diye düşünüyorum. Ve bu kadar yoğun yaşanan olayların da insanları değiştirmesi, geliştirmesi gerek. Birazda kendinizi sınırlandırmaz bir kalıbın içine koymazsanız farklı fikir ve olaylara kendinizi açık hissedersiniz. Bu gibi gelişimler çok rahatlıkla olur diye düşünüyorum.

Serdar İnanBir çok kere istanbul’a aşık olduğunuzu söylediniz ? İstanbul gerçekten aşık olunabilecek bir yer midir ? Amansız bir trafik, çarpık yapılaşma, yeşili en az olan metrocity, yoğun kirlilik vs. Bunlar birleşince sizi hala istanbul’a aşık ettiren şeyler nelerdir ?

Şimdi Mecnuna demişler ki “Leyla’da ne buluyorsun, o da demiş ki gel birde benden bak .” Şimdi bir kere bir şeyi seversen onun kötü taraflarını görmezsin iyi taraflarını görürsün. Aşk da böyle bir şeydir. İstanbul’un kötü tarafları biraz parayla, biraz zamanla, biraz emekle çok rahatlıkla düzeltilebilir. İstanbul senin söylediğin, bahsi geçen estetik dışı uygulamalar, trafik gibi bir takım aksiyonların yanlış yapılması ile daha estetikten uzak. Bunlar bir şekilde planlama ve projelendirme ile üç beş sene içinde değişebilecek şeyler. Ama tutupda Dubai gibi bir şehri İstanbul yapamazsın. Dubai’ye çok fazla para harcamışlar ama ne olmuş? Yine çöp yine çöp. Onun için İstanbul’un böyle bir özelliği var, konumu, tarihi, kültürel yapısı gibi özellikleri var. İstanbul aşık olunacak bir kent. Dünya’da belki 200- 250 tane kente gittim ama İstanbul’a benzer İstanbul ile yarışacak bir şehir göremedim.

Editör Notu : Fazla naz aşık usandırır 🙂

 Ana işiniz inşaattan otomotive, birden fazla iş kolu, onlarca projeyi nasıl yönetiyorsunuz. Gün içerisinde zaman dağılımınız odağınızı nereye harcıyorsunuz ?

Şuan bizim devam ettirdiğimiz 9 tane projemiz var. Başlayacak
olan da 6 tane projemiz var. Sabah 6.30’da evden çıkarım,  yaklaşık olarak eve girişimde 10.30-11.00’i bulur. Çok hızlı ve yoğun çalışırım. Çok hızlı çalıştığımı düşünüyorum. Her işi kendim yapmaya gayret ederim. Yaklaşık 15 sene önce bir plan yaptım, yapmam gereken işleri sıraya koydum ondan sonra listeledim. Bu işleri minimum hangi sürede yapabilirim? 2063 çıktı. 2063’e kadar işlerim bitmiyor. Her yıl iki kez check-up yaptırıyorum. Allah izin verirse 2063’e kadar yapacağım işler planlı.

Boğazİçi köprüsü de herhangİ bİr özellİğİ, Estetİğİ olmayan üç dört tane çubuk.

Türkler İstanbul’u 1453’de aldı, ama yerleşemedi diye bir söz var. Sizce biz tam olarak istanbul’a ne zaman yerleşmiş olacağız. Hala yapımı devam şantiye gibi bir şehrimiz var. Sizce bu ne zaman optimum seviyeye ulaşır.

İstanbul büyük bir köy. Güzellikleri var ama maalesef İstanbul’da son 200 yılda yapılmış hiç bir eserin önüne gelip de bir turist fotoğraf çektirmiyor. İnternette İstanbul fotoğrafları diye aratırsanız yeni bir yapı karşınıza çıkmaz. Galata, Boğaziçi Köprüsü ve Sultan Ahmet çıkar. Boğaz içi köprüsü de herhangi bir özelliği, estetiği olmayan üç dört tane çubuk. Mühendislik olarak da bir Serdar İnanözelliği olmayan bir köprü. Ama bir Golden Gates’e , Brooklyn Köprüsü, Londra Köprüsü ve Times köprüsü  gibi  dünya da nam salmış, mimarlığa katkıda bulunmuş bir çok yapı var. Ama maalesef bizim köprümüz bile o şekilde estetik değil. İnşallah zaman gelecek, paramız olacak o köprüyü yıkıp gerçekten oraya yakışan estetik bir köprü yapacağız.

3. köprüyü de yaptık ama o da 4 tane çubuktan oluşuyor. İstanbul’a Karadeniz’den girişi gösteriyor, İstanbul’a Karadeniz’den girerken denizi aşıyorsun, İstanbul’da o köprü seni karşılıyor. Öbür tarafta o şansın yok. Marmara’dan girerken böyle bir köprü yapma şansı yok. Çünkü önce Boğaz’a giriyorsun Boğaz’ın içinde köprü yapabiliyorsun.Karadeniz’de öyle bir şans vardı ama maalesef o şansı tam anlamı ile değerlendiremedik. Halbuki dünya litaratürene giren bir köprü olması lazımdı.Ama mühendislik olarak güzel bir köprü. Üstünden hızlı tren geçiyor. 8 şeridi var. Genişlik anlamında dünyanın en geniş köprülerinden birisi.

Kanal İstanbul güzel bir proje, o zamanlar hesap ettİğİme göre  10 Mİlyar dolar GİBİ bİr MalİyeTi vardı

 Kanalistanbul ile ilgili çok çılgın bir projeniz vardı. Sizce bu gerçekleşebilir mi ? Hangi şartların olması gerekiyor ? Olduğunda Türkiye’ye ne gibi faydaları olur ?
Kanal İstanbul güzel bir projeydi. Benim İstanbul ile ilgili 21 tane altın çağ projem var. Bunlardan bir tanesi de 2008 yılında açıkladığım, Haliç’in Karadeniz’e bağlanması projesiydi. Kanal İstanbul gibi içinden büyük gemilerin geçeceği lojistik bir proje değil ama Haliç’in içinde teknelerin gezdiği bir projeydi. Bu anlamda Kanal İstanbul güzel bir proje, o zamanlar hesap ettiğime göre yaklaşık 10 milyar dolar gibi bir maliyeti vardı. Çok afaki paralara mal olacak bir proje değil. Sırf lojistik anlamında 10 yıl içinde de kendisini amorti edebilecek bir projedir.  Onun dışında Kanal İstanbul’un o bölgeye getireceği, gayrimenkul geliri çok yüksek olacaktır.İstanbul içten içe doluyor; oraya kurulacak iki şehir ile birlikte İstanbul içinin boşalması, onun basıncının içten içe kalkması ile İstanbul’u kurtarabilecek bir projeydi.

Bİz İnanlar olarak KDV, ÖTV harİç geçen sene 485 mİlyon lİra cİro yaptık.  Bu sene 750 lİra cİro yapacağız.

Serdar bey sizi hazır yakalamışken soralım, dünya kadar inşaat yapılıyor , evlerin fiyatları uçmuş durumda, herkesin aklında tek bir soru bu evleri kim satın alıyor ?

Türkiye’de gayrimenkul için ülkede balon var mı yok mu ona konuşalım öncelikle. Ülkede balon olması için para olması lazım. Ülkede para yok. Diyelim ki ülkede fazladan 1000 tane daire yapılsa dairenin bir tanesi 100 bin dolar olsa 100 milyon dolar yapar. 100 milyon dolar parayı ülkede kim kaybetmiş ki sen bundan balon yapasın. Bu ülke her yıl kıt kanaat geçinen, her yıl 50 milyon dolar açık veren bir ülke. 50 milyon dolar açık verilen bir ülkede sen nasıl artı bir tasarruf yapıp da bunu hiç bir mantığı olmayan bir yerde bekletirsin? Böyle bekletemezsin. Onun için Türkiye’de böyle bir balonumuz yok. Yapılan bu daireleri alanlar genellikle yabancılar oluyor. Biz İnanlar olarak KDV, ÖTV hariç geçen sene 485 milyon lira ciro yaptık.  Bu sene 750 lira ciro yapacağız. Bizim yaptığımız bu gayrimenkul cirosunun yüzde ellisi yapancıya satış. Çin, Afkan, Kırgız, Türkemenisten, Rus, Amerika, İran gibi dünyanın 25 ülkesine mal satıyoruz. Türkiye bu boyuta geldi . Türkiyede bu anlamda çok fazla yabanı müşteri var. Her yıl 100.000 konut yapılıyor. İstanbul’unda her yıl 250.000 kadar nüfusu artıyor. Bu rakamlar birbirini dengeliyor. İstanbul’un arzı az, talebi çok gibi görünüyor.Onun için hala  talebin altında. Her sene Türkiye’de 550 bin kişi evleniyor. Birde boşanıyor. Mesela 2 çocuklu bir aile var eskiden bir evde yaşıyorlardı, ikisi evleniyor 3 ev oluyor evlenenler boşanıyor daha fazla ev oluyor. Talep var. Yatırım amaçlı olanlar var . Alıp kiraya veriyorlar. Yabancılar iki ay İstanbul’da oturmak için gayrimenkul alıyor. Yani müşteri çeşitliliği, talebin tipi ve müşteri sayısı arttı.

Şimdi Türkiye’nin nüfusu artıyor ama zaman içinde belki Almanya, Rusya gibi nüfusu geri giden ülkelerden birisi olacağız. İşte o zaman bu balon konuşulabilir, şimdi değil. Bundan 10-20 sene sonra İstanbul’un nüfusu artmazsa eski binaları tamir edeceğiz ondan sonra inşaat yapacak durum kalmayacak. Ayrıca İstanbul’un her yerinde inşaat var ama Avrupa’da yok. Geçen gün Münih’e gittim bizde ki gibi vinç yok.

 Şair, Yazar, Mimar ve 4 kız babası olan Serdar İnan’ı nasıl bir patron ?

Eşime soruyorum bugüne kadar kaç tane kocan oldu diye çok değişken bir adam olduğum için 40 tane kocam oldu diyor.  Bazen çok sert olurum, bazen çok aksiyon taraftarıyımdır, bazen daha fazla tolerans gösteririm. bazen başı şeylere çok önem verir konsantre olurum sonra başka bir yönde ki konuyu el alırım.

Bazen insanların tolerans sınırlarını yada insanların algı sınırlarını geçebiliyorsun, geçilen yerleri törpülemek biraz daha anlaşılabilirlik bandının içinde kalmak lazım.

Yenİ yapılan bİnaların çoğu çİrkİn ve kötü.

 Eski zarif mimari detaylar artık kendini ruhsuz modern yapılaşmaya aldığına dair fısıltılar var. Siz de böyle düşünuyor musunuz ? Zarafet, modernizme mahkum mu oldu ?

Ben mimarı akımlardan bahsedeyim. Eskiden şatafatlı binalar şimdi ise cam binalar var diyebiliriz. Bu cam binalar kendi mimari akımına uygun yapılmışsa, onların içinde de estetik olan modern mimariler var. Bazı insanlar modern mimariyi beğenmeyebilir ama o mimariler de kendi içerisinde bir mimari üsluba sahip. Bu üsluba uygun bina yaparsan yine güzel bir bina yapmış olursun. Ama camı alıp yanına saçma sapan bir beton koyarsan o binayı estetikten uzaklaştırabilirsin. Mesela eski binalara baktığımız zaman daha estetik kaygı var ama malesef yeni binalarda bu yok. Biz 1 sene de bina yapıyoruz. Ama Mimar Sinan Süleymaniye’nin temelini 7 sene bekletti. Eskiden binaların 7-8 seneden önce bitmesi mümkün değilmiş. Şimdi binalar hızlı yapılıyor. Yeni yapılan binaların çoğu çirkin kötü.

Size dünya üzerindeki en beğendiğiniz 7 mimari yapı nedir diye soralım dedik.

IMG_6682Dünyadanın en güzel mimarisi Selimiye Cami’sidir. Bu camiye rakip bir bina aradım bulamadım. Dünyada bu bina ile yarışacak bir bina bulmak için Taj Mahal’e gittim. Taj Mahal öyle bir yerde ki Yeni Delhi’de iniyorsun, bir takaya biniyorsun 5 saat tıngır tıngır hiç bir şey görmeden Taj Mahal’e gidiyorsun. Yeni Delhi’ye 400 km uzaklıkta olan bir yer. Gittim ve Tac Mahal’e baktım. Mimari bir eserde olması gereken bir özellik herhangi bir parçasını kopartamamak ve ekleyememektir. Selimi’ye de bunu yapamazsınız ama Taj Mahal’in kenarlarında saçma sapan şeyler vardı, orada bunu yapabilirsiniz. Onlar olmasa daha güzel olurdu. Yanlarında ki kubbelerin oranları daha iyi ayarlanabilir. Baktığın zaman güzel bir bina ama içine girdiğin zaman o kadar güzel bir bina değil. Dünya da çok güzel binalar vardır. Bin tane söyleyebilirim. Her ülkede güzel bina var. New York’ta Brooklyn Köprüsü’nü beğenir ve severim. Gerçekten çok şık bir köprü. Fotoğraflara uyar. Bina ile fotoğraf çok önemlidir. Bina güzeldir ama fotoğrafını çekemezsin. İstanbul’da modern binaların olduğu Büyükdere Caddesi var orada ki Sabancı Kuleleri’ni çok beğenirim. Bir şey ekelemeyez ve çıkaramazsınız. Dantel gibi değil, şekil anlamı ile güzel. Sonradan ışıklandırdıklarında binayı bozduklarını düşünüyorum. Ama binayı fotoğraflayacağın bir yer vermez.

Biraz da sinema projenizden bahsedelim? Hayalinizde ki film yine İstanbul ile mi ilgili?

Aklımda yaklaşık 4 tane sinema filmi var. 4 tanede roman var. 4’ünü kafam da oluşturdum ama oturup yazma fırsatım olmadı. Bu senelerde yazamam ama 2063’e kadar bir sürü zamanımız var.

 

 ÜnİVERSİTE de okurken dereceye GİREN Bİr çocuğun hayat mücadelesİne GİRDİĞİ zaman ÜNİVERSİTEYİ okuyamamış İNSANLARIN karşısında nal topladığını görüyorum.

Son olarak başarılı kariyerinizin bir çok ilham olacağını düşünüyoruz. Genç girişimcilere ve mimar adaylarına vereceğiniz tavsiyeler neler olurdu?

Bununla ilgili üniversitelerde seminer veriyorum. Bugüne kadar yaklaşık 100 tane seminer verdim. Kendini inşa et seminerlerim var. Buradaki tavsiyelerden en önemlilerinden biri egonuzu bırakın. Şunu gözlemledim, iyi üniversitelerde okuyan insanların maalesef hayatta çok başarılı olamadıklarını gördüm. Yani üniversite de okurken dereceye giren bir çocuğun hayat mücadelesine girdiği zaman üniversiteyi okuyamamış insanların karşısında nal topladığını görüyorum. Bunun da Türkiye’de ki öğretim yapısının, kültürünün, imtihan sisteminin yanlış olduğundan kaynaklandığını düşünüyorum. Bundan dolayı üniversite bitirmiş insanların egolarından  ve alt yapılarının zamanında yanlış kurgulandığından dolayı işsiz kaldığını düşünüyorum. Hep şu var iyi bir üniversiteyi kazan yeter. Öyle bir şey oluyor ki, üniversiteyi kazandıktan sonra her şey tamam. Bu yanlış, senin hayatında ki görevini senin üniversiten yapmayacak, sen yapacaksın. Boğaziçi’ne girdin ne oldu? Ben şirkette hiç bir Boğaziçi’li çalıştıramadım. Anlaşamadım. 3-4 tane Boğaziçi mezunu arkadaş ile çalıştım ama istediğim verimi alamadım. Bu insanların çok zeki olduklarını biliyorum ama yanlış yönlendirildikleri için hayata karşı dirençlerinin zayıf olduğunu düşünüyorum. Ama sıfırdan gelen insanlar daha dirençli dayanıklı hayata karşı daha toleranslı ve  daha mücadeleci.

0 Beğendim
0 Beğenmedim

Topuklu Haber Yazı İşleri Müdürü İstanbul Üniversitesi - Radyo Sinema ve Televizyon

Yorum Yazın

E-Mail adresiniz yayınlanmayacak.