Jane Austen 16 Aralık 1775 yılında İngiltere’de doğmuştur. Papaz olan babası Jane’nin eğitimine çok önem vermiştir. Yaşadığı dönemde kadınların kitap yazması ve evde oturması ( evlenmemesi) pek hoş karşılanmamasına rağmen Jane Austen kitaplarını “a lady” şeklinde imzalamış ve İngiliz edebiyatının kült romancılarından biri olmuştur.


Aslında Jane Austen döneminin feminist yazarlarındandır. Kitaplarındaki baş karakterler daima güçlü kadınlar olmuştur (Elizabeth Bennet gibi mesela).Yarattığı karakterlerin her çağa uygun olmasından dolayı günümüzde bile her yaşa hitap eden bir okuyucu kitlesi vardır. Gözlem gücü, ironik üslubu, akıcı, mizahi dili onu farklı kılan özellikleridir.
Evliliğin çok önemli olduğu o yıllarda evlenme isteğini ve paranın çok önemsenmesini ironik bir biçimde kitaplarında işlemiştir. (Biraz spoiler içerir dikkat!) Ama her baş kahramanını ise evlendirmiştir. Pride and Prejudice (Gurur ve Önyargı) kitabındaki baş kahramanımız Elizabeth Bennet evliliğe uzak başına buyruk bir kız olmasına karşın yazar ona da evliliği tattırmıştır. (Sanırım kendisi evlenmediği için karakterlerini evlendirmeyi tercih ediyor.) Jane Austen’ dan bahsetmişken Pride and Prejudice kitabından bahsetmesek olmaz.

Pride And Prejudice  Kitap Özeti

Benim çok sevdiğim bir kitap. Kitabın başka bir büyüsü var. Kitabı bitirmiş olmama rağmen “ ya şu 86. sayfayı bir daha okumam lazım “ deyip kitabın sevdiğim bölümlerini tekrar tekrar okuyorum.

Peki neden bu kadar etkilendim? Kitabı farklı kılan nedir?

Elizabeth Bennet ve Mr. Darcy gibi karakterler varken sevmemek imkansız olurdu herhalde. Elizabeth güçlü, zeki, erkek meraklısı olmadığı gibi alaycı üslubuyla da rahatça dalga geçebilen bir kızdır. Aşık olmak onun için çok zordur. Mr. Darcy ise soylu bir aileden gelen, soğuk, seçici, herkesle muhatap olmayan birazda ukala yapısı olan biridir. Şimdi diyeceksiniz ki Mr. Darcy ‘nin nesi sevilesi? Kitabın ilerleyen bölümlerinde bu soylu adamımızın soğuk ama aslında sevince içindeki sımsıcak kalbine şahit olacaksınız.

Sadece karakterler değil kitabın dili ve özellikle diyalog bölümleri gerçekten muazzam. Mr. Darcy’nin ve Elizabeth ‘in atışmaları ise en zevk aldığım bölümler oldu.
Jane Austen dönemin sosyal yaşantısını öyle güzel işlemiş ki kitabı okurken bir anda kitap okuduğunuzu unutuyorsunuz, sanki zaman makinesiyle 18.yy İngiltere’sine ışınlandık ve orada yaşıyoruz. Gerçekten müthiş bir gözlem gücü ile yazılmış. Orta sınıf ailelerin durumunu, taşra hayatını, gündelik yaşamı dönemine göre oldukça sade ve modern bir dille anlatmıştır.
Güçlü kadın figürünün hele ki Elizabeth Bennet gibi bir karakterin başkahraman olması ise kitabın zaten en sevdiğim yanı oldu. Jane Austen kitaplarını 1800’lü yıllarda yazmış olmasına rağmen bu dönemde bile kitaplarını okuyan oldukça fazla bir kitle var. Mesela ben kitaplarını tek tek okumaya başladım ve bağımlısı oldum. Bu da demek oluyor ki Jane Austen öyle hafife alınacak bir yazar değildir. Kitaplarını aşk romanı deyip eleştirmek ise bence kimsenin haddine de değildir.

Sinema sektörü Jane Austen’dan oldukça iyi faydalanmıştır. Çoğu kitabı filme uyarlanmıştır. Uyarlanan filmlerinden sadece birisini izleyebildim o da ülkemizde Aşk ve Gurur (kitabın adını neden değiştirirler anlamam!) adıyla çıkan 2005 yapımı film. Filmde Elizabeth Bennet’ı Keira Knightley ,Mr.Darcy ise Matthew Macfadyen canlandırmıştır. Filmi rahat beş kere izlemiş olduğumdan anlayacağınız üzere filme de bayıldım.

Jane Austen kitabı okumamış olanlara bu söyleyeceklerim. Büyük bir kayıp arkadaşlar okumalısınız. Benden tavsiye ise Pride and Predujice ( Gurur ve Önyargı) kitabını bir an evvel okumanız. Her kitabının farklı bir tadı var fakat şuan için favorim hala Pride and Prejudice.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here