in ,

Sezaryen mi, Normal Doğum mu?

Son yıllarda sezaryen doğum oranlarında dünyada ve Türkiye’de nasıl bir artış söz konusu? Sezaryen doğum neden artıyor? Bunun en büyük nedeni normal doğum sürecindeki ağrılar mı?

Ülkemizde 2016 verilerine göre doğan her iki bebekten biri sezaryen ile doğmuş. OECD verilerine göre Türkiye 1. sırada, İtalya 2. sırada. Sıralama İspanya, İngiltere ve Fransa olarak devam ediyor. Ülkemizde 2002‘den itibaren hızlı bir artış izlenirken, diğer ülkelerde artış veya azalma izlenmemiş. Ülkemizde 2016 verilerine göre doğumların %44,5‘i özel hastanelerde gerçekleşmiş. Bu da gösteriyor ki, çiftler doğumda yakın ilgi ve özenin yanı sıra iyi şartlarda doğum yapmak istiyorlar.

Sezaryen mi, Normal Doğum mu?

Sezaryan doğumdaki artışın en önemli sebeplerinden biri tıbbın ilerlemesi ile birlikte sağlık sektöründe iyileşmenin artması, insanların talepleri doğrultusunda sezaryen doğuma ulaşılabilirliğin de artmasıdır. Evet, ulaşılabilirlik bir neden, ama neden sezaryan? Burada aslında çeyrek yüzyılda ülkemizin demografik değişikliğini de göz ardı etmemek gerekiyor. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki köy-kent nüfus oranının tersine döndüğünü, 1980 sonrası kentleşme oranımızın daha da arttığını, nüfusun yaklaşık %75-80’inin kentlerde yaşadığını görüyoruz. Beslenme şeklimiz değişti ve doğurma yaşı ilerledi. Toplumun konfor oranı milli gelirle orantılı arttı. Kısaca, az doğuran, çalışan kadın ve eşinin zamanı da daha değerli hale geldi. Planlı programlı sezaryan olmak tercih edilir oldu. Hekimlerim malpraktis korkusuyla sezaryan doğumun daha emniyetli olduğu duygusu verildi. Ekonomik olarak da altından kalkılabilir bir oran olunca, kaçınılmaz olarak sezaryen oranları arttı. Burada hastanın normal doğumdan korkuyor olmasını en az sebeplerden biri olduğunu düşünüyorum. Doğumların yarıya yakınının özel hastanelerde oluyor olması, kısaca hekim hasta arası ilişkide daha çok zamanın harcanabildiği bir ortam olması nedeniyle artık bilgiye ulaşmanın kolay olduğu bir çağda yaşarken, bilmediği için korkup sezaryen olmak istemesi daha az rastladığımız bir durum. Artık gebeler nasıl normal doğum yapabilirim, ağrısız doğum, doğal doğum ve suda doğum gibi konularla ilgileniyorlar. Bütün bunlar bilinç düzeyi yüksek, ne istediğini bilen gebeler için geçerli durumlar. Esas sorun hekimlerin çok yoğun çalıştığı ve bilinç düzeyi düşük hasta grubuyla karşılaştığı durumlar ki, o zaman özel hastane şartları da olsa sezaryen oranı yükseliyor.

Normal doğumu yaygınlaştırmak için neler yapılmalı? Mesela suda doğum gibi farklı doğum şekilleri kadınları normal doğuma teşvik eder mi?

Normal doğumun yaygınlaştırmak için yapılması gereken hastaların bilinçlendirilmesi, hekim hasta arasında güvene dayalı bir ortam oluşturulmasıdır. Bu durum sadece hekimlerin kişisel çabalarına bırakılmamalı, sağlık politikalarının da bu güveni destekler yaklaşımı olmalıdır. Dikkat ederseniz, sezaryan gerektiren tıbbı durumlardan hiç bahsetmedim. Çünkü böyle bir durumda olması gereken hekimin kararını desteklemektir. Gebe bir kadın doğumhanede kendini güvende hissetmeli ve kişisel mahremiyetine özen gösteren ortamlar yaratılmalı. Hekim olarak bizlerin yapabileceği en önemli yaklaşımımız da ağrısını azaltmak olmalıdır. Bu nedenle epidural anestezi yaygınlaştırılmalı, suda doğum gibi yaklaşımlar desteklenmelidir. Unutmamak gerekir ki doğum bir ekip işidir. Ebelerimiz bizim en büyük yardımcılarımız ve bizim için çok değerlidirler. Ebelik kurumunun güçlendirilmesi ve hastaların bilinçlendirilmesi konusunda desteklenmesini önemli buluyorum.Ebelerin eğitimine özen gösterilmeli ve normal doğumda özel ve kamu hastalerinde aldıkları sorumluluk artırılmalıdır. Özel hekimlik uygulamalarında bunların çoğu yapılıyor ama sağlık politikası olarak bunu benimsemek, kamu hastanelerinde de bu ortamı yaratmak gerektiğini düşünüyorum.

Normal doğumu kolaylaştırmak için hangi egzersizler uygundur?

Bir gebenin normal doğum yapmasını kolaylaştırmak için gebelik takibi sırasında yapmamız gereken en önemli şey beslenme alışkanlıklarını düzenlemek ve fazla kilo almamasını sağlamaktır. Ayrıca gebelikte spor desteklenmelidir. Yürümek ve yüzmek tavsiye edilir. Gebelik pilatesi ve yogası kasların kuvvetlendirilmesi için önerilir. Özellikle gebeliğin 36 haftasından sonra günde bir saat düzenli yürüyüş, yer çekimi etkisinden de faydalanarak bebeğin başının pelvise girmesine fayda sağlar. Gebeliğin ilk üç ayında ise karın kaslarının aşırı kasılmasını sağlayacak hareketlerden ve egzersizlerden kaçınılmalıdır.

Sezaryen doğumun hem anne, hem de bebek açısından avantajları, dezavantajları, riskleri nedir?

Sezaryan doğum gerekli olduğunda hem anne hem bebek için hayat kurtarıcıdır. Disproporsiyon dediğimiz, bebeğin 4000 gram ve üzeri olduğu durumlar ya da annenin pelvik yapısı nedeniyle doğumun gerçekleşemediği durumlarda hem bebek hem de annenin sağlığı için elzemdir. Bebeğin anne karnında yeterince beslenmediği, gelişme geriliğiyle sonuçlanan durumlarda ya da fetal distress dediğimiz bebeğin oksijen almasında sıkıntı olan durumlarda, örneğin kordon sıkışması kordon sarkması gibi ya da prematüre makat gelişinde, bebeğin poposu ile presente olduğu durumlarda sezaryen kaçınılmazdır. Gebelerin acil kanama ile başvurmasına sebep olan bebeğin eşinin önde gelmesi veya erken ayrılması durumunda sezeryan, bebek ve anne için hayat kurtarıcıdır.

Avantajlarından biri acil şartlar dışında planlı programlı, kısaca elektif şartlarda olmasıdır. Dezavantajları ise sezaryan doğum cerrahi bir işlemdir. Sezaryen, anestezinin ve cerrahinin bütün risklerini taşımasının yanı sıra gebeliğin hormon yükü nedeni ile tromboemboli, akciğere ve beyine pıhtı atma riski nedeniyle ayrıca risk taşır. Cerrahi işlem riski olarak yara iyileşmesiyle ilgili komplikasyonlardır ki, eğer acil şartlarda ve altta yatan kansızlık veya annenin ayrıca bir hastalığı dolayısıyla dolaşım problem varsa yara enfeksiyonu daha sık izlenir. Ayrıca sezaryen uterus bütünlüğünü bozan bir ameliyattır. Bu nedenle sezaryen ile doğum sayısının üçten fazla olması önerilmez. Diğer bir risk ise sezaryen sayısı arttıkça plasenta yapışma anomalisi daha sık görülür ve bu gebenin hayatını tehdit eden durumlar yaratır.

Bebek için dezavantajları ise bebek doğum kanalından geçerken baskıya bağlı olarak akciğerlerindeki sıvıyı atar. Sezaryende bu olmadığı için yenidoğanın geçiçi taşipnesi (TTN) dediğimiz, bebeğin sık soluk alıp vermesiyle karşılaşılan bir problem ortaya çıkar. Bebek emmeyebilir ve 24-48 saat yakın takip gerekebilir.

Normal doğum kaç yaşından sonraki hamileliklerde risklidir ya da önerilmez?

Gebelik yaşının ilerlemesiyle diyabet, obezite ve hipertansiyon görülme riski artar. 35 yaş sonrası kadınlar gebe kalabilse de eve bebek götürme oranı düşer. 35 yaş üstü kadınlarda kimyasal gebelik oranı %25-30‘dur. Kimyasal gebelikte gebelik hormonu yükselir ve gebelik kesesi görülmeden düşükle sonuçlanır. 40 yaş üstü kadınlarda ise düşük riski %50‘ye yakındır. İleri anne yaşı ile düşüklerin artmasının yanı sıra yaşayabilen kromozom anomalili bebek doğurma riski de artar. Bu kromozom anomalilerinin en bilineni Down sendromudur. Diyabet, hipertansiyon ve obezite annenin gebelikte karşılaşacabileceği problemleri artırırken, buna bağlı sezaryan doğum oranı da artar. Kadınlar her yaşta normal doğum yapabilir. Önerimiz mümkünse 35 yaş önce fertiliteyi tamamlamaktır. Eğer 35 yaş sonrası ise yakın takiple normal doğumun gerçekleşebileceğini, fakat artmış riskler dolayısıyla sezaryen oranlarının arttığını unutmamak gerekir.

Op. Dr. Filiz Candan Topuz
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Siz Ne Düşünüyorsunuz

300 puan
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Op. Dr. Filiz Candan Topuz

Op. Dr. Filiz Candan Topuz

Op. Dr. Filiz Candan Topuz, İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde kadın hastalıkları ve doğum uzmanlık eğitimini tamamladı. Topuz, halen Acıbadem Kadıköy Hastanesi’nde çalışmaktadır. Riskli gebelikler, ürojinekoloji ve infertilite özel ilgi alanlarıdır.

2018 Ombre Saç Modelleri

Yumurtalık Kisti Nedir?Yumurtalık Kisti Ağrı Yapar mı? Sol Kasık Ağrısı Yumurtalık Kistine Bağlı mıdır?