Türk asıllı yabancı yönetmen deyince bazılarının aklında bir takım sorular oluşuyor:
-Şimdi bu yönetmene Türk diyebilir miyiz?
-Şimdi bu yönetmenlerin filmleri Türk filmi sayılır mı?
-Şimdi ödül alan bu film için sevinmeli miyiz yoksa sevinmemeli miyiz?

Böyle sorular sormak bana biraz yanlış geliyor. Bu yönetmenlerin yaptığı filmlerden kimisi Alman yapımı, kimisi İtalyan kimisi de Türkiye ortak yapımlı. Ancak filmin yapımına bakmadan, sadece hikâyeye odaklanabilirsek filmleri evrensel bir çerçevede değerlendirebiliriz.
Mesela yabancı bir filmde Türk insanından parçalar gördüğümüzde “bizim hikâyemizi anlatıyor, işte bu film bizim filmimiz” diye hissedebiliriz. Buna şu örneği verelim; Tony Gatlif’in Fransa yapımı “Gerenimo” filminde bir Türk aile var. Ancak yönetmen ne Türk asıllı ne de film Türkiye ortak yapımı. Sırf böyle diye filmin içindeki Türk unsurunu görmezden gelemezsiniz çünkü filmde size bir yerden dokunan parçalar var. Ancak filmin yönetmeni Türk asıllı olsaydı ya da film Türk ortak yapımı olsaydı, filmin varlığını kabul etmeden önce aidiyet tartışmalarına düşer ve filmde görmeniz gereken yerleri kaçırırdınız.
Türk asıllı bir yönetmenin elinden çıkmış ancak tamamen İtalya’da geçen ve bir İtalyan hikâyesini anlatan bir film gördüğümüzde, bu defa da olaylarla veya karakterlerin dertleriyle özdeşleşerek “işte bu benim filmim, benden parçalar taşıyor” diyebiliriz. Bunu diyebilmeliyiz çünkü nihayetinde filmler bir ülkeye ait sorunları değil, insana ait sorunları temel alır ve bu da onu evrenselleştirerek belli kalıplardan çıkarır.

⦁ Fatih Akın -Alman Yönetmen

Aslen Trabzon Sürmene’li olan Fatih Akın, 1973 yılında Hamburg, Almanya’da doğmuştur. 1994 yılında Hamburg Güzel Sanatlar Akademisi “Görsel İletişim” bölümüne başlamıştır. Okurken bir yandan da Wüste Film şirketinde çalışmaya başlamıştır. 1995 yılında ilk kısa filmi Du bist es! ( O sensin!)’in yönetmenliği yapmış ve Hamburg Uluslararası Kısa Film Festivali’nde izleyici ödülünü kazanmıştır. Fatih Akın ilk uzun metrajı 1998 yılında çektiği “Kısa ve Acısız” filmiydi. 2004 yılında çektiği “Duvara Karşı” filmiyle ise Berlin Film Festivalinden Altın Ayı ödülü alarak, Metin Erksan’ın “Susuz Yaz” filminden tam 40 yıl sonra bu ödülü alan ilk Türk oldu. Fatih Akın, 2005 yılında Cannes Film Festivali’nde Salma Hayek, Javier Bardem ve Emir Kusturica ile birlikte jüride yer almıştır. Son filmi Paramparça ile ise Altın Küre alan ilk Türk oldu.

⦁ I’m Juli

Dilimize “Temmuz’da” olarak çevrilen “I’m Juli” 2003 yılında yapılmış bir komedi / macera filmi. Alman yapımı olan filmin yönetmeni Fatih Akın.

Kuralcı bir öğretmen olan Daniel yaz tatilini Almanya’da geçirmeye karar vermiştir. Daniel’e uzun zamandır âşık olan ancak konuşmaya hiç cesaret edemeyen Juli, bir gün onunla tanışır ve falına bakar. Daniel’e pek yakında hayatının aşkıyla tanışacağını söyler. Daniel aynı falda anlatıldığı gibi olan Melek ismindeki bir Türk kızıyla tanışır ancak sonra onu İstanbul’a uğurlar. Daniel kızın peşinden İstanbul’a gitmeye karar verir ve şans eseri Juli ile beraber İstanbul yolculuğuna çıkarlar. Tatlı sürprizlerin ardı arkasının kesilmeyeceği bir yol filmi arıyorsanız, doğru şeyi okuyorsunuz.

⦁ Soul Kitchen

Dilimize “Aşka Ruhunu Kat” olarak çevrilen “Soul Kitchen” 2009 yılında yapılmış bir komedi filmi. Alman yapımı olan filmin yönetmeni Fatih Akın.

Soul Kitchen isminde pek de değeri bilinmeyen bir restoran sahibi olan Zinos, ailesiyle birlikte gittiği bir akşam yemeğinde restorandan kovulan bir aşçıya kendi restoranında iş verir. Zinos’un kardeşi Illias’ın da hapishaneden çıkıp yanına gelmesiyle Zinos’un hayatı değişir. Zinos’un kız arkadaşı Nadine, yeni bir iş için Şangay’a taşınır. Yeni aşçıyla popülerleşmeye başlayan Soul Kitchen, Zinos’un sevgilisinin yanına gitme çabasını bir süre aksatır. Ancak Zinos daha sonra restoranını kardeşine devredip Şangay’a gitmek için yola çıkar ancak işler beklediği gibi gitmez ve şanssızlıklar üst üste gelir.

⦁ Paramparça (İn the Fade)

Dilimize “Paramparça” olarak çevrilen “Aus dem Nichts” 2017 yılında yapılmış bir dram filmi. Alman yapımı olan filmin yönetmeni olan Fatih Akın bu filmiyle Altın Küre ödülünü alan ilk Türk olmuştur.


Hamburg’da ailesiyle mutlu bir yaşam süren Katja, yaşanan bir bombalı saldırı sonrasında kocası Nuri’yi ve oğlu Rocco’yu kaybedince mahvolur. Nazi taraftarlarının düzenlemiş olduğu anlaşılan bombalı saldırı sonrasında Katja’nın katıldığı uzun hukuki süreç sonrasında adalete ulaşamaması ve sonrasında kendi adaletini sağlamak için giriştiği intikam örgüsünün anlatıldığı film, son dönemde yaşanmış pek çok Nazi saldırısına ışık tutuyor.

Yönetmenin diğer filmleri; Elveda Berlin, Kesik, Cennetteki Çöplük, Seni Seviyorum New York, Yaşamın Kıyısında, İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek, Duvara Karşı, Solino, Kısa ve Acısız.

⦁ Ferzan Özpektek -İtalyan Yönetmen

3 Şubat 1959’da Kadıköy, İstanbul’da dünyaya gelen Ferzan Özpetek 7 yaşındayken gittiği “Cleopatra” filminden çok etkilendi ve sinemaya âşık oldu. 24 yaşında İtalya’ya gitti ve Perugia Yabancılar Üniversitesi’nde 1 yıllık bir dil eğitimi sonrasında sinema eğitimi almak için Roma La Sapienza Üniversitesi’ne girdi. Daha sonra sanat tarihi, kostüm ve tiyatro yönetmenliği eğitimi için Accademia Navona ve Accademia d’Arte Drammatica okullarından dersler almıştır. Julien Beck ile The Living Teather’ın Avrupa turnesinde birçok farklı görevde çalıştıktan sonra İtalya’nın ünlü yönetmenleriyle tanışma ve çalışma fırsatı yakaladı. 15 yıllık yönetmen yardımcılığından sonra 1997’de ilk filmi Hamam’ı çekti ve dünyada tanınan bir yönetmen oldu.

⦁ Hamam (1997)


1997 yılında yapılmış bir dram, komedi filmi olan Hamam, İtalya, Türkiye ve İspanya ortak yapımında gerçekleşen bir Ferzan Özpetek filmi.

Mimarlık hayatında başarılı, evliliğinde ise sorunlu bir genç olan Francesco, eşiyle Roma’da yaşamaktadır. Francesco yıllar önce İtalya’yı terk edip İstanbul’a taşınan teyzesinin ölüm haberini alır ve teyzesinden ona bir miras kaldığını öğrenir. Francesco ona miras kalan hamamı almak için İstanbul’a bir yolculuğa çıkar ve burada hamamı işleten aileyle tanışır. Aileyi ve Türkiye’yi çok seven Francesco, satmayı düşündüğü hamamı satmaktan vazgeçer.

⦁ Cahil Periler

Dilimize Cahil Periler olarak çevrilen “Le Fate Ignoranti” 2009 yılında çekilmiş bir dramatik komedi filmi. Fransa – İtalya ortak yapımı olan filmin yönetmeni Ferzan Özpetek.

Antonia ve kocası Massimo, Roma yakınlarında sıradan bir yaşam süren 10 yıllık evli bir çifttir. Massimo’nun bir trafik kazasında ölmesi sonrasında mahvolan Antonia, kocasının iş yerinden gönderilen eşyalarının içinde bulduğu bazı şeyler sonrasında kocasının onu aldattığı düşünür ve bulduğu ipuçlarını bir bir takip ederek kocasının ölmeden önce yaşadığı gizli yaşamının peşine düşer. Antonia’nın ulaşacağı gerçekler onun için son derece ilginç olacaktır.

⦁ Karşı Pencere

Dilimize Karşı Pencere olarak çevrilen “La Finestra di fronte” 2003 yılında çekilmiş bir dramatik komedi filmi. İtalya, İngiltere, Türkiye, Portekiz ortak yapımı olan filmin yönetmeni Ferzan Özpetek.

Bir firmada muhasebeci olan Giovanna pastane sahibi olup pasta yapma hayali olan bir kadındır. 10 yıla yakındır evli olan 2 çocuk sahibi Giovanna’nın evliliği fena gitmemesine rağmen karşı apartmanda oturan bir adama duyduğu ilgi sebebiyle adamı sürekli gözetler. Bir gün eşi Filippo ile birlikte yolda yürürken hafızasını kaybetmiş olan yaşlı bir adamla karşılaşırlar. Yaşlı adama ilgisiz olan Giovanna kocasının ısrarı üzerine yaşlı adamı evinde gece misafir etmek zorunda kalır. Yaşlı adamın geçmişte takılı kalan buruk aşk hatıralarını anlattığı Giovanna’nın öğrendikleri karşı apartmanda oturan genç adama olan platonik ilgisi giderek güçlendirir.

Yönetmenin diğer filmleri; Napoli velata, İstanbul Kırmızısı, Kemerlerinizi Bağlayın, Şahane Misafir, Serseri Mayınlar, Mükemmel Bir Gün, Bir Ömür Yetmez, Kutsal Yürek, Harem Suare

⦁ Yasemin Şamdereli -Alman Yönetmen

1973 yılında Dortmund, Almanya’da doğan Yasemin Şamdereli, aslen Tuncelili. Eğitimine Münih’de başlayan Şamdereli, 1990 yılında Münih Televizyon ve Film Yüksek Okuluna kaydoldu ve 3 yıl sonra mezun oldu. Daha sonra 1989 yılından beri serbest olarak çalıştığı Bavaria Film şirketinde yardımcı yönetmen olarak çalışmaya başladı. İlk deneme filmi olan Das filmende Klassenzimmer’dan olumlu bir sonuç alınca ikinci film denemesini 1997 yılında çekilen “Who am I?” filminde yardımcı yönetmenlik yaparak gerçekleştirdi. 1994-2006 yılları arasında 7 film çeken yönetmen Alles Getürkt (Her şey Türkleştirildi!) filmiyle Almanya’da tanındı.

Yönetmenin diğer filmleri; Schlüssellöcher, Lieber Gott, Lachnummern, Kısmet, Alles getürkt!, Sextasy, Ich Chefe, du nix!

⦁ Almanya’ya Hoş geldiniz

Dilimize Almanya’ya Hoş geldiniz olarak çevrilen “Willkommen In Deutschland” 2011 yılında çekilmiş bir komedi filmi. Almanya – Türkiye ortak yapımı olan filmin yönetmeni Yasemin Şamdereli.

Almanya’da yaşayan 6 yaşındaki Cenk’i hem Türkler hem de Almanlar futbol takımını almak istemeyince onu teselli etme görevi 22 yaşındaki kuzeni Canan’a düşer. Canan 60’lı yılların sonunda işçi olmak için Almanya’ya çalışmaya gelen dedelerinin hikâyesini anlatır. Dedeleri Hüseyin önce tek başına gittiği Almanya’ya daha sonra ailesini de aldırmıştır ve Almanya artık onların yeni vatanı olmuştur. Zaman geçmiş Hüseyin Almanya’da torun torbaya karışmıştır ve şimdi aileye Türkiye’den bir ev aldığını ve herkesin yaz tatili için onunla birlikte oraya gitmesini istediğini söyler ve eski vatanları Türkiye’ye doğru bir yol macerası başlar. Şimdi akıllarda bir soru “benim vatanım neresi?”

⦁ Mennan Yapo -Alman yönetmen

1966 Münih, Almanya doğumlu Mennan Yapıcıoğlu Türk bir ailenin çocuğu. Yapo soy ismiyle tanınan Yapıcıoğlu film hayatına 20 yaşlarında Alman dağıtım şirketlerinin pazarlama bölümünde çalışarak başladı ve 1995 yılında İngilizce ve Almanca senaryolar yazarak kısa filmler çekti. Oyunculuk hayatına da atılan yönetmen “The Pillow Book” (1996) ve “Good Bye, Lenin!” (2003) filmlerinde oynadı. Yapo, Amerika’da çektiği ve başrolünde Sandra Bullock’un oynadığı Sıra dışı (Premonition,2007) filmiyle ülkemizde tanındı.

Yönetmenin diğer filmleri; Gunslinger, Lautlos, Framed.

⦁ Sıra dışı

Dilimize “Sıra dışı” olarak çevrilen “Premonition” 2007 yılında çekilmiş bir dram, fantastik, gizem filmi. ABD yapımı olan filmin yönetmeni Mennan Yapo.

Evinde, çocuklarıyla ve onu seven bir eş ile mutlu mesut yaşayan Linda’nın mutluluğuna kocanın trafik kazasında öldüğü haberi gölge düşürür. Bölge şerifinin dün akşam öldüğünü söylediği Jim, ertesi günü sabah sağlıklı bir şekilde Linda’nın yanında uyanmıştır. Linda gördüklerinin çok gerçekçi bir rüya olduğunu düşünür. Ancak daha sonra ondan başka herkesin Jim’in öldüğünü söylemesi üzerine Linda’ya delirmekte gözüyle bakılır ancak Linda zamanla gördüklerinin rüya olmadığını ve kendini bir zaman bulmacasının içinde bulduğunu anlar.

⦁ Deniz Gamze Ergüven – Fransız yönetmen

1978 Ankara doğumlu yönetmen, 6 aylıkken ailesiyle birlikte Fransa‘ya taşındı. Edebiyat ve Afrika Tarihi bölümünü Paris Üniversitesinde okuduktan sonra Güney Afrika’ya giderek Johannesburg‘da yüksek lisans yaptı. 2002 yılında ise Fransa’nın en önemli sinema okullarından La Fémis’te yönetmenlik eğitimi almaya başlayan Deniz Gamze, sinema okulunu bitirme projesi için çektiği Une Goutte D’eau (Bir Damla Su) kısa filmiyle Cannes Film Festivali’nde yarıştı. Deniz Gamze Ergüven, ilk uzun metraj filmini 2015 yılında Fransa-Türkiye ortak yapımı olarak çekti. “Mustang” ismindeki bu film “Yabancı Dilde En İyi Film” dalında Fransa’nın Oscar adayı oldu.

Yönetmenin diğer filmleri; Kings.

⦁ Mustang


2015 yapımı Mustang, Fransa, Türkiye, Almanya, Katar ortak yapımı olan bir dram filmi. Filmin yönetmeni ise Deniz Gamze Erguvan.

Karadeniz’in bir kenti olan İnebolu’da yaşayan 5 kızın öyküsünün anlatıldığı filmde, kız kardeşler okul çıkışı sahilde, sınıflarından bazı erkeklerle oynadıkları masum bir oyun sonrasında kasaba halkı tarafından ahlaksızlık yapmakla suçlanırlar. Bunun üzerine kardeşlerin hayatına aile baskısı ve bir nevi ev hapsi getirilir. Aile bir an önce kızları evlendirip başlarını bağlama zihniyetiyle hareket eder. Ancak birbirleriyle dayanışma halinde olan kardeşler, özgürlüklerini tekrar kazanmak için ellerinden geleni yapacak ve bu uğurda herkese karşı geleceklerdir.
Aile baskısı, çocuk yaşta zorla evlendirme, ensest, kadın cinayeti, toplum baskısı gibi toplumumuzun kara lekesi olan bir takım sorunlara değinen film, kesinlikle izlenmesi gereken bir yapıt.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here