Karşılaştırma toplumumuzda ne yazık ki sık yapılan bir şeydir. Özellikle çocukların okul başarılarından bahsederken her zaman duyarız ‘komşunun çocuğu’nu ya da diğer sınıf arkadaşlarının üstün başarılarını. Hatta 90 alan ve bunu sevinçle annesine anlatan bir çocuğun “Neden 100 değil? Bak Mehmet 100 alıyormuş hep.” tarzında cevabıyla hevesinin kursağına takıldığına eminim şahit olmuşuzdur. Birisiyle, birileriyle devamlı karşılaştırılmak yetişkinler için bile özgüven zedeleyici bir şeyken, daha yeni kişiliklerini oluşturmaya çalışan çocuklar için durum çok daha vahim olabilmektedir.

“Bak Ayşe’ye, o bunu daha iyi yapmış. Sen neden yapamadın?” gibi cümleler, uzmanlar devamlı uyarmasına rağmen özellikle Türk ailelerinde sıklıkla duyulan cümlelerden biridir. Bunu farkında olmadan yapıyoruz artık, çünkü o kadar normalleşmiş bizim için. Bunu yaparken çoğunlukla niyetimizin temiz olduğunu da düşünüyoruz ayrıca. Bize göre bu karşılaştırmadaki amacımız çocuklarımızı gaza getirmek ama bu konuda hiç de destekleyici bir tutum izlemiyoruz, çocukların karakterlerinde belki de onarılamayacak yaralar açıyoruz. Ayrıca çocuk onu hırslandırmak istediğinizi anlamaz, hatta bunun yerine karşılaştırma yaptığınız kişinin ebeveyni olmak istediğinizi düşünüyor olabilir.

Öte yandan bu karşılaştırma çoğunlukla anne babaların hırsları neticesinde ortaya çıkar. Hayatındaki başarılarla tatmin olamayan ebeveyn, elindeki çocuk kozunu kullanmaya başlar. Amaç, çocuğun en başarılı olmasını sağlamak ve bunun üzerinden gururlanmaktır. Ancak bu istek bir çocuğun karakterinin harcanmasına ve özgüveninin zedelenmesine neden olmamalıdır.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here