Diş bakımı ortalama 3-6 aylık periyotlarda yapılmalıdır. Hastaların diş bakımlarını alışkanlık haline getirmeleri gereklidir. Ülkemizde tıpkı genel sağlık alanında olduğu gibi diş hastalıklarında da maalesef hastalıklar ağrı ile ilişkilendirilmektedir. Ağrı şikayeti ile gelen hastanın radyografik ve klinik muayenesi yapıldıktan sonra, hastanın şikayeti giderilir. Hastalık tespit edilen bölgelere de tedaviler uygulanır. Daha genel anlamda ifade edilecek olursa Diş Eti 01ağrı sıkıntısı çekmeyen hasta dişhekimi kontrolüne gitmeyecek, diş bakımı yaptırmayacak ve mevcut hastalıkları tespit edilemeyecektir. Ancak diş hastalıkları kroniktir yani uzun süre önce başlayan ve genellikle ağrı vermeyen hastalıklardır. Örneğin yüzeyel bir çürüğün varlığı patolojiktir
ve tedavi edilmesi gereklidir. Tedavi edilmeyen ve şikayet vermeyen çürük ilerlediğinde önce yemek yeme ve içme sırasında, daha sonra da pulpa denilen sinir dokusuna kadar ilerlediğinde herhangi bir uyarı olmadan kendi başına başlayan ağrılara neden olur. Bu bağlamda hastalar eğer rutin kontrol altında olduklarında diş hekimleri tarafından kolaylıkla çürük tespiti yapılacağından bu tarz şikayetleri yaşamayacaklardır. Tedavi edilmeyen diş çürümesinin çekimle dahi sonuçlanabileceği unutulmamalıdır.
Diş bakımını belli aralıklarla yaptırmanın diğer bir önemi de dişeti hastalıklarının teşhis ve tedavisi ile ilişkilidir. Dişeti hastalıkları gingivitis ve periodontitis olmak üzere 2 kategoriye ayrılmaktadır. Ağız hijyenini yeteri kadar sağlayamayan hastalarda plak ve diştaşı oluşur ve dişeti hastalığının ilk aşaması olan gingivitis gelişebilir. Tedavi edilmeyen gingivitis, periodontitise döner. Gingivitiste sadece iltihap dişetinde sınırlı iken periodontitiste kemik erimesi de görülür. Hasta eğer 3-6 aylık periyotlarda dişhekimine giderse, kontrol altında olduğu için her seans diş taşı ve plak temizliği yanında ağız hijyeninin düzeltilmesine yönelik tedaviler de yapılacağınden hem mevcut dişeti problemi çözülecek hem de ileride oluşabilecek dişeti hastalıklarının önüne geçilmiş olacaktır.
Ayrıca diş bakımlarına özen gösteren hastalarda çok nadir olarak görülse de bazı deri hastalıkları, mukoza lezyonları ve ağız kanserleri de erken dönemde teşhis edilebilir. Bu tarz hastalıkların erken teşhisi, hastalığın ileri dönemlerde yaratacağı negatif etkilerin engellenmesi adına önem arz etmektedir. Şikayet veren deri hastalıkları yine kortikosteroid türevli ilaçların kullanılması ile durdurulabilir.

-Kimyasal diş macunları dişlere zarar veriyor mu?

Günümüzde ağız hijyeninin sağlanması konusunda kullanılan en etkili malzemeler diş fırçaları, diş ipleri, ağız gargaraları ve diş macunlarıdır. Modern anlamda 1800’lü yıllarda diş fırçasının geliştirilmesi, diş macunlarının da Diş Eti 05gelişimine hız kazandırmıştır. Diş macunu, diş fırçalamaya yani ağız hijyenini sağlama ve korumaya yardımcı materyallerdir. Diş macunlarının içeriğinde aşındırıcılar, nemlendiriciler, deterjanlar, bağlayıcılar, tatlandırıcılar ve tedavi edici ajanlar bulunmaktadır. Bunlardan deterjanlar diş yüzeyindeki bakterileri ölürmede etkilidir. Aşındırıcılar diş renklenmelerini gidermede etkiliyken, nemlendiriciler macunun sertleşme riskini ortadan kaldıran ve kolay kullanım sağlayan içeriğe sahiptir. Bağlayıcılar diş macununun kıvamlı olmasını sağlarken tatlandırıcılar da hastalar tarafından diş macunlarının rahat kullanılmasını ve hastaları tat açısından irite etmemek için kullanılan içeriklerdir.

Diş macunlarının içeriğinde bulunan tedavi edici ajanlar çürük oluşumuna, dişeti hastalığının oluşumunu engelemeye, plak ve diştaşı oluşumunu azaltmaya ve ayrıca diş hassasiyetini gidermeye yönelik olarak içeriğe eklenmektedir. Bu amaçla diş çürümesine yönelik olarak florid, diştaşı oluşumunu durdurmaya yönelik olarak potasyum nitrat, diş hassasiyetine yönelik stronsiyum, arginin gibi maddeler rol oynamaktadır.

Tüm bu perspektiften bakılacak olursa kimyasal içeriğe sahip diş macunlarının dişlere zarar vermesi gibi bir durum bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Ancak günümüzde kimyasal ürünlerin vücuda verdiği zararın aşikar olması ve ağız sağlığı dışındaki konularda zararlı etkilerinin görülmesi insanları bitkisel ürün kullanımına yönlendirebilmektedir. Bilimsel veriler ışığında kimyasal diş macunlarının diş ve dişeti hastalıklarında tedaviye katkıda bulunması ve bazı durumlar için engellemesi göz önüne alınacak olursa, diş macunu kullanımından bütünüyle vazgeçmek doğru olmaz. Ancak dişlere verdiği bir zarar durumu bilimsel yayınlarla gelecekte sıklıkla karşımıza çıkarsa o noktada zarar durumu gündeme gelmelidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here