Kadınların girişimciliğe çekinerek baktığı, girişimcilik erkek işi dediği günler geride kaldı. Bazı korkular devam etse de başarılı ve örnek girişimci kadınlar görmek mümkün. Bu girişimci kadınlardan biri Esen Es. Kendi firmasını kurmuş, idealist, işini seven ve gelecek vaad eden, şirketinin çok büyüyeceğine inandığımız bir isim. Bilgi dolu bir röportaj oldu, keyifli okumalar.

Röportaj: Hilal İpekçi

Girişimci Tasarımcı ve İç Mimar: Esen Es

Biraz Kendinizden Bahseder misiniz?

Tasarımcı olma hayalimi gerçekleştirebilmek için eğitimimi Kaliforniya San Jose State Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü ve sonrasında Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi İçmimarlık Mobilya Bölümü okumakla tamamlamış oldum. Adımlarıma devam etmek için 2010 yılında mobilya tasarım ağırlıklı iç mimari projeler servisi veren Vida İstanbul’u kurdum. Yılmadan, adım adım hayalini kurduğum objeleri hayata geçirebilmek ve bu objelerin yerlerini bulmasını sağlamak tüm gayretim. İç mimari çalışmalarıma da Vida İstanbul çatısı altında devam ediyorum.

Vida İstanbul İsminin bir öyküsü var mı?

Vida İstanbul isminden de anlaşılacağı gibi birleştirici bir eleman olan vidadan ortaya çıktı. Çıkış noktası “birleştirici” olduğundan ilerde tüm tasarımcıların kendilerini piyasaya hazırlayabileceği bir merkez olma idealini taşıyoruz. Ürünlerimizin bazı hikayeleri de birleştirici özellikler taşıyor. İç içe geçen, vida ile bağlanan ürünlerimiz, aydınlatmalarımız, masalarımız, zigonlarımız var mesela. Mottomuzu ürünlerimizde de görebilirsiniz. İleride Vida İstanbul, tasarımcıların kendilerini buldukları, geliştirebilecekleri bir merkez olacak umudunu taşıyorum.

Vida İstanbul’u kurma süreciniz nasıl gelişti?

Mezun olduktan sonra her iç mimarlık mezunu gibi bende birçok tasarım firmasında çalıştım. Daha sonra freelance olarak çalışmaya başladım. Bu sırada kendi işimi kurmak gibi bir düşünce oluştu. Şartlar oluşunca Vida İstanbul’u kurdum. Tabii kuruluş, ürün tasarımları, PR çalışmaları, tanıtımlar zor bir süreçti. Ama hepsini keyifle yaptım.

Türkiye’de başarılı kadın girişimci olarak tutunabilmek zor, sizi diğerlerinden ayıran neydi?

Türkiye’de kadın girişimci olmak iki tarafı keskin bıçak gibi. Güzel tarafları var. Devletin teşvik ve hibeleri var. Mikro krediler var. Aynı zamanda iş kurmak, kendi işinin patronu olmak kolay değil. Mezun olunca tasarımcı oluyorsunuz. Çalışırken sadece yapacağınız tasarımlara odaklanıyorsunuz. Ancak kendi işinizin patronu olmak çok farklı. Şirketin A’dan Z’ye her şeyinden siz sorumlusunuz. Vergilerden muhasebeye, patent haklarından, SSK ve Bağkur işlemlerine kadar her şeyi bilmek zorundasınız. Bu da aslında sizi tasarım yaparken zorluyor. Benim diğerlerinden farkım idari anlamdaki tüm işlerimi yapan iyi bir ekibim var. Dolayısı ile yaptığım işlere odaklanabiliyorum. Çünkü kafanızın rahat olması gerek. Bunun dışında PR ekibimde tanıtımda çok yardımcı oldu. Biz hemen büyümedik. Hala butik bir şirketiz. Türkiye’de maliyetler oldukça yüksek. Küçük işlerle başladık. Fazla açılmadık. Riskli işlerden uzak durduk. Sanırım bizi diğerlerinden ayıran stratejik düşünce yapımız diyebiliriz.

Hırslı bir kadın mısınız?
Girişimci Tasarımcı ve İç Mimar: Esen EsHiçbir zaman hırslı biri olmadım. Yaptığım işleri severek yapıyorum. Her ürünüm benim çocuğum gibi. Öğrenmeyi ve üretmeyi seviyorum.

Ürünlerin hepsini siz mi tasarlıyorsunuz?

Evet tüm ürünlerimiz kendi özel tasarımlarımız.

 Ürünlerinizde doğanın yansıması var, bu bir çalışma şekli mi?

Evet referansım doğa. Ahşapla çalışıyorum örneğin. Kokusu, rengi, dokusu bile insanı doğanın kucağına götürüyor. Doğa ile olmak beni rahatlatıyor. Onun için referansım hep doğa olmuştur. Zaten baktığınızda doğanın kendisi bir sanat eseri.

Peki, tasarım yapabilmek için size ilham olan durumlar nedir diye sorsam?

Art Nouveu akımı beni çok etkilemiştir. Tasarımlarımın çoğu bu akım çıkışlı. Ancak ilhamın kökeni yine doğa. Ağaçların kıvrımları, dalların, yaprakların duruşu bile bana tasarımlarımda ilham veriyor. Tümleşik olarak hayatın içinde meydana gelen her olay ürünlerimin de hikayesini oluşturuyor.

Projelerinizi nasıl üretiyorsunuz?

Yanımda küçük bir boş defter taşırım hep. Aklıma gelen her şeyi kağıda dökerim. Sonra ekibimle birlikte modelleme çalışmalarım başlar. Son olarak atölyede ürünün üretilmesi ile tasarım ortaya çıkar. Genelde hemen her çıkardığımız yeni üründen 1 ya da 2 adet üretiyoruz. Butik bir şirket olduğumuzdan seri üretimden ziyade özel üretim çalışıyoruz. Ancak büyük projelerde seri üretim söz konusu olabiliyor.

Peki, kişiye özel tasarımlarınız var mı?

Evet istenildiği takdirde kişiye özel objeler ve iç mimari hizmetler veriyoruz.

İş hayatında ve gerçek yaşamınızdaki farklılıklarınız nedir?

İnsana saygı, doğaya saygı ve işini severek yapmak işimde önceliklerim. Gerçek yaşamımda da doğa sevgisi tabii başta geliyor. Samimiyet, hoşgörü diyebiliriz sanırım. Her şeye sevgi ile yaklaştığınızda aslında tüm sorunlar çözülüyor.

İşini severek yapan birisini bulmuşken soralım, insan işini sevdiğinde neler değişiyor?

Tasarım çok zor bir iş. İşinizi severek yapmanız gerekiyor. Eğer gerçekten bunu başarabilirseniz tüm yaşadığınız zor süreçler sizi yormuyor. Bir ürünü ortaya çıkarırken zor süreçlerden geçiyorsunuz. Çizim, eskiz, modelleme, atölye süreçleri gerçekten sıkıntılı dönemler. Zorluklar sizi yıldırmıyor. Daha da güçlenerek çıkıyorsunuz sorunların içinden. Bu da sizi kişilik olarak daha güçlü kılıyor.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here