Funda Güleç kendisini tanıyan ve işkolik bir kadın. Röportajı okurken işine nasıl tutku ile bağlı olduğunu göreceksiniz.  Bu iş tutkusuna hayran kalıyorum ve çok keyifli bir röportaj gerçekleştiriyoruz. Bir kadın olarak, bir birey olarak işine olan sevgisi, bize çalışma değerlerimizin nasıl olacağını hatırlatıyor. Farklı markaların bloglarında teknoloji konulu bölümlerinde teknoloji yazıları yazıyor . Ayrıca onu sürekli takip edebileceğiniz bir blogun hem yazarı hem de sahibi.

Haydi gelin hep birlikte bu keyifli röportajı okuyalım.funda güleç

Röportaj: Hilal İPEKÇİ

Funda Güleç Yalçın kimdir? Ne iş yapar?
Merhaba, adım Funda Güleç Yalçın. Nam-ı diğer Fundalina 🙂 İstanbul’da iki kedim ve eşimle birlikte yaşıyorum. Sosyal medyanın en eski yüzlerinden biriyim. Bilime ve paylaşımın gücüne inanan, teknoloji – bilim – bilim kurgu – sosyal medya ve gastronomi alanlarında yayın hayatını sürdüren fundalina.com’un sahibi ve editörüyüm. Uzun yıllar Bilişim Teknolojileri Öğretmenliği yaptım ve Avrupa Birliği Projeleri’nde görev aldım. Branşımın kaldırılışı üzerine, Dijital İletişim alanında çalışmaya başladım. Şu anda çeşitli markalara bu konuda danışmanlık hizmeti vermekteyim. Aynı zamanda Turkcell Blog, Macline ve iPadMagazine dergilerine teknoloji konulu köşe yazıları yazmaktayım.

KendİMİ bolca cesaretlendİrİp fundalina.com’u açtım.

Çok faydalı paylaşımlar yaptığın bir blogun var, yazmaya nasıl başladın?
Toplumsal faydaya inanan biriyim. Tüm paylaşımlarım bu yöndedir… Bir açıdan dersliğimi İnternet mecrasına taşıdığımı söylemem mümkün. Bu sebeple yazılarımı herkesi anlayabileceği ve faydası olacak şekilde yazarım. Yazmak kavramı benim için çok geniş 🙂 Yazmayı ilk öğrendiğim andan itibaren günlük tutuyorum, herkesin okuyabileceği bir hale getirmem ise iki binli yılların başına tekabül eder. İlk çalışmalarım akademik idi, sonrasında friendfeed ile tanıştım ve buradaki paylaşımlarımın kalıcı olmadığını gördüm. Kendimi bolca cesaretlendirip fundalina.com’u açtım.

 Türkiye’nin en çok okunan bloglarından birine sahip olmak beni hem motive ediyor hem de daha çok yazmak konusunda cesaretlendiriyor.

Bu işe başlarken beklentirilerin nelerdi ve ilerisi için neler düşünüyorsun?
Bu işe başlarken tek beklentim aslında sosyal medya paylaşımlarımın kalıcı olmasını sağlamak ve bilgi birikimimi başkaları ile paylaşmak üzerineydi. Gerçi hala bu temel beklentim geçerli. İlk başlarda lifestye tarzında yazıyordum ancak mesleki birikimlerimi ve kazanımlarımı da zamanla blog yazılarıma dahil ettim. Yazmak konusunda çok istikrarlı ve planlıyım. Bu konuda blog yazarı arkadaşlarımı motive etmeye çalışıyorum. Hepimizin birbirimizden öğreneceği çok şey olduğuna ve bilginin paylaşıldıkça değer kazandığına inancım tam. Türkiye’nin en çok okunan bloglarından birine sahip olmak beni hem motive ediyor hem de daha çok yazmak konusunda cesaretlendiriyor. İleride dijital iletişim konusunda yaptığım çalışmaların kapsamını genişletmek ve köşe yazılarımı bir gazeteye taşıma hayalim var. Blogumun çizgisini bozmayacağım, daha fazla kişiye ulaşması için istikrarımı sürdüreceğim.

Bilişim Teknolojileri Öğretmeni olmanın sana ne gibi faydaları oldu?
Genel anlamda öğretmen olmanın faydasını gördüğümü söyleyemem. Bu alanda uzun yıllar çalıştıktan sonra başka bir alanda iş bulmanız zor oluyor. Kaç program dili – işletim sistemi – program bilirseniz bilin, öğretmenlik formasyonu önünüzde bir engel olarak duruyor. Öte yandan öğretmen olarak bir iletişimciyim ve sürekli güncel kalması gereken bir branşa sahibim. Bu beni her zaman güçlü kıldı ve geriletmedi. Örneğin blog tutmayı öğrencilerime üçüncü sınıftan itibaren öğretiyordum, binlerce öğrenciyi blog yazarı yapmış olmanın – teknoloji kavramını hayatlarına ilk defa sokmuş olmanın gururunu yaşıyorum. Gözlem yeteneğim ve adaptasyonum çok güçlüdür, yazdığım her konuda akademik ve teknik bilgim olduğu, planlı – programlı çalışmayı benimsediğim için bunu yazılarıma yansıtıyor ve öğrencilerime aktarır gibi yalın bir dille paylaşıyorum.

Merak konusunda bİr çocuktan farkım yoktur.

“Bilginin paylaşıldıkça değer kazandığına inanıyorum.” demişsin, peki sen nasıl besleniyorsun?
Okuduğum kitap, makale, dergi, izlediğim bir film veya belgesel, deneyimlediğim hemen her şey beni besler. Hem doğuştan hem de mesleki öğretme yeteneğim var. Dolayısıyla edindiğim kazanımı fayda sağlayacak şekilde satırlarıma yansıtıyorum.

Yazmak için meraklı olmak gerekir, birde hep bir ağırlık merkezi vardır, en çok hangi tür yazıları yazmaktan keyif alıyorsun ve merak ettiğin şeyleri öğrenirken nasıl bir süreç yaşıyorsun?Fundalina7
Meraklı olmayan insanları anlamam güç. Merak konusunda bir çocuktan farkım yoktur. Sorar, sorgular anlamaya – öğrenmeye çalışırım. Bu beynimi her daim yeni bilgilere hevesli ve açık kılar. Faydadan hareketle, ilgi alanlarımla ilgili her tür yazıyı yazmaktan keyif alıyorum, yeter ki birilerine faydam dokunsun ve yazdığım yazılar okuyanlara yol göstersin. Bu benim için en büyük motivasyon ve mutluluk kaynağı. Süreç konusunda ise bir yazıyı yazmam yaklaşık 2-3 saatimi alır. Kurgulamak ise daha uzun sürer. Okuduklarını bol bol not alan biriyim, bu notlarımdan hareketle gerekiyorsa araştırmalarımı yapar ve yazıma yansıtırım.

Blogun oldukça geniş kapsamlı, inceledim, izledim, lunapark, faydalina gibi bölümler ve alt kotegoriler var, ziyaretçilerin hangi bölümleri daha çok okuyor ?
Blogumda faydalina markalarla yaptığım çalışmaları içerir. İnceledim bölümünün kapsamı ise oldukça geniştir. Burada sosyal medya, iletişim, teknoloji, bilim, kitap ve benzeri yazılarıma yer veriyorum. İzledim bölümünde ise film ve dizilere yer veriyorum. Basın gösterimlerine davetli olduğum için filmlere dair yazılarım, film vizyona girmeden yayında oluyor. Bu üç kategorinin ziyaretçileri her zaman daha fazla oluyor. Genel bölümünde gastronomi, lunapark bölümüne ise kategorilendiremediğim yazılarımı paylaşıyorum.

Peki, sence neden?
Çünkü hap bilgi paylaşıyorum. İçeriğim özgün ve daima işe yarayan – güncel bilgidir. Yazılarımın tamamında fayda gözettiğimi belirtmiştim. Bu benim ana hareketlilik noktam.

Fundalina8Sinema üzerine de yazıyorsun, nasıl bir izleyicisin, senin için iz bırakan filmler hangileri?
Tam bir sinema tutkunuyum. Sinema konusunda bir eğitimim yok ancak çok fazla okur ve izlerim. Bir sinema – tv öğrencisi eğitim hayatı boyunca ne kadar kitap okuduysa, ben de o kadar bu alanda kitap okumuşumdur, okumaya da devam ediyorum. Ancak elbette okumak yetmiyor, bazen eleştirmenler çok sert olabiliyor. Oysa bu göreceli bir kavram, bu sebeple genel kültürüm, okuduklarım ve gözlem yeteneğim ile bilikte spoiler’a boğmadan yazılarımı yayınlıyorum. Çabuk konsantre olan ve filmi yaşayarak izleyen biriyim. Hayatımda iz bırakan filmlerin sayısı oldukça fazla. Korku ve bilim kurgu filmlerini, animasyon ve kısa filmleri özellikle çok severim.

Kolay yorulan Biri DeğİLİM

Blogun dışında da oldukça yorucu bir işin var, Sosyal Dijital İletişim & Sosyal Medya Danışmanlık hizmeti veriyorsun, bize biraz işiniden bahseder misin?
Kolay yorulan biri değilim 🙂 İş ahlakım fazla gelişmiştir ve çalıştığım markaları zaman zaman hayatımın da önünde tutarım. İşkolik olduğum söylenebilir. Hem uzun soluklu çalıştığım hem de dönemsel danışmanlık yaptığım markalar var. Onlar için marka konumlandırması ve sosyal medya hareketlilik planı hazırlıyor, raporluyorum. Sosyal medyanın en eski yüzlerinden biriyim demiştim ki bu abartı değil. Büyük görünen ama aslında oldukça küçük bir grubuz. Herkes birbirini zaman içerisinde tanır, tanışır. Bunu yaptığım işlere de yansıtıyorum. İster ajans ister bireysel olsun bu konuda saygı duyarlar ve çalışmak isterler. Gönül ve zihin kapım bu alanda herkese açıktır ve elimden geldiğince yardımcı olurum.

Bundan sonra bana GİRŞİMCİLİK yakışır DİYE düşünüyorum

İnternet sektöründe çalışanlar iyi bilir, bir yazının sıralamaya girmesi, işin eksiksiz ve hatasız yapılması oldukça önemli veya sosyal medyaların stratejik yönetilmesi, bunları düşününce nasıl bir çalışma tempon var?
Bazen çalışma tempom 7*18 olabiliyor. A planlarının yanında daima B planı hazırlarım. Kriz yönetimi konusunda planlı ve programlı olmak büyük konfor sağlıyor. Ülke gündemimiz sürekli değişiyor, bu da ekran başından kalkmamayı bir gereklilik haline getiriyor. Her zaman hazır olmalı ve buna göre hareket etmeliyiz. Sağlıklı ve kusursuz bir çalışma sunabilmek için, hizmet verdiği markaların sayısını sabit tutuyor ve bu sayının üstüne çıkmıyorum. Çalışmalarımda haftalık ve aylık takvim sunuyorum, bir de bunların yedek listeleri bulunuyor. Dolayısıyla hem marka hem de ben gün-hafta-ay içerisinde neler yapılacağını görebiliyor. Bu şekilde çalışmak hem daha tempolu hem de daha verimli oluyor.

Gelecekte yapmak istediğin farklı işler var mı?
Bundan sonra bana girişimcilik yakışır diye düşünüyorum. Yayın hayatı ile ilgili hayallerime ek olarak kazanç getirecek bir girişimim gelecekte neden olmasın?

Yaptığın iş internet reklamcılığı olarakda biliniyor, sektöründe kadınlar azınlıkta, bu mesleği seçerken hiç tereddüt yaşadın mı?
Dijital iletişim konusunda haklısınız, sosyal medya hesap yönetimi – topluluk yönetimi konusunda kadın çalışan sayısı az değildir ancak iş planlama ve marka iletişimi konusuna gelince bu sayı azalıyor. Beni ülke koşullarına bağlı olarak hobisinden meslek edinen biri olarak kabul edebilirsiniz. Yıllar boyu ajanslarla çalışa çalışa, deneyimlerime akademik geçmişimi dahil ederek bu mesleği seçtim. Kolay bir iş değildir, riskleri çok fazladır, bilgi sahibi olmayı, dünyayı yakın takibi, sosyal mecraları çok iyi bilmeyi, sorumluluk almayı – vizyoner olmayı, öngörü sahibi olmayı ve doğru yönlendirmeyi gerektirir. Deneyim, bilgi ve gözlem bazı mesleklerde çok önemlidir. Dijital iletişim konusunda da bu böyle.

Fundalina4

Bİr kadın olarak bunlar benİ öne çıkaran özellİkler kİ, bunlar analİz harİç tüm kadınlarda ortak özellİkler.

Peki, kadın olmanın bu işi yapmakta sana verdiği gurur nasıldı? Çevrenden nasıl tepkiler aldın?
Aslında hala öğretmenlik yaptığımı düşünenler var. Uzun süredir görüşmediğim arkadaşlarım “şimdi hangi okuldasın” diye sorduklarımda, çalıştığım markaların isimlerini söylüyorum ve şaşırıyorlar. Kafam her zaman sayılara çalışmıştır, analiz yönüm güçlüdür ve öngörü sahibiyim. Bir kadın olarak bunlar beni öne çıkaran özellikler ki, bunlar analiz hariç tüm kadınlarda ortak özellikler. Elbette yaptığım çalışmalar sebebiyle kendimle gurur duyuyorum, bir final raporu sunumu sonrası marka yöneticilerinin mutlu gülümsemesi ve teşekkürü benim için çok anlamlı. Çevremden aldığım tepkiler değişken, genelde motive edici oluyor ama bazen de “sen mi” bakışları ile karşılaşıyorum. Onlara da yaptığım çalışmalar ve sonuçları ile cevap vermek ve yüzlerinde gördüğüm değişim beni mutlu ediyor.

Son olarak blog kurmak, sosyal medya danışmanlığı yapmak veya Seo olmak isteyen kadınlara tavsiyelerin nelerdir?
İnternet’te, blog camiasında herkes olmalı, markalar, sektör çalışanları, esnaflar, öğrenciler, öğretmenler, akademisyenler, gazeteciler, yazarlar, mühendisler, doktor ve avukatlar… Bilgiyi başka türlü nasıl zenginleştirecek, sınırları başka türlü nasıl ortadan kaldıracağız. Sektörümde kadınlar az değil aslında, akademik bilgilerini – iş tecrübelerini aktarmak yerine, mutfak ve kişisel bakım konularına ağırlık veriyorlar ve teknik konulara uzak duruyorlar. Oysa temel wordpress yapısını bilmek Seo’dan anlamak, analiz etmek günümüzün gerekliliklerinin başında geliyor. Sosyal medya danışmanlığı temel bile olsa bir eğitim gerektiriyor, bu konuda sertifika programları var. Bu işin cinsiyeti olmamalı, kadınlar işin teknik kısmından korkmamalı ve daha fazla kendilerine güvenmeliler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here