Diş tedavilerine ihtiyaç, hastalar ve hekimler açısından 2 farklı şekilde değerlendirilir. Toplumumuzda genellikle hastalar , kendi tespitleri ile “normal olmayan” durumların farkında olurlar, doktora başvururlar. Bunun üzerine diş hekimi tarafından diş ve diş eti muayenesi yapılır, hastalıklı durumlar tespit edilir ve buna Diş Tedavisi (1)göre bir tedavi planı hastaya bilgi vererek hazırlanır ve bir yol haritası çizilir. Burada hastayı diş hekimine götüren ana faktör ‘’ağrı’’ varlığıdır. Ağrısı olan kişi diş hekimine başvurduğunda hekim; yukarıda bahsettiğim gibi hastanın şikayetini incelemeli aynı zamanda ‘’asemptomatik’’ yani ‘’şikayet vermeyen ama mevcut olan’’ hastalık durumlarını da ortaya koymalıdır. Çünkü diş ve diş eti hastalıkları genelde kronik hastalıklardır yani önceden başlamış, devam eden ve genellikle şikayet vermeyen durumlar içerdiği için patolojik durumların tespit ve tedavisi bu bağlamda önem kazanmaktadır. Aslında hastaların ağrı durumunu bir kenara bırakarak, kendi kendilerinin doktoru olmaları yerine 3-6 ay gibi belirli aralıklarla diş hekimlerine gitmeleri ve kontrol altında olmaları yeterli olacaktır.

Hastaları kendi ifadelerinden “dişçi koltuğuna” oturtan ağrı varlığından sonraki ikinci husus ise estetiktir. Hastalar eğer mevcut diş estetiklerinden memnun değiller ise öncelikle memnuniyetsizliklerinin esas nedenini anlamalılardır. Bu memnuniyetsizlik diş rengi, şekli, yapısı, boyutu ya da dizilişi olabilir. Örneğin hastalarda diş çapraşıklığı var ve bundan memnun değil ise diş hekimine bunu ifade ettiğinde bu isteğe Diş Tedavisi (1)karşılık diş hekimi de ortodontik tedavi yani tel tedavisi ya da protez uygulamalarından bahsediyor olacaktır. Diş hekiminin verdiği bilgiler doğrultusunda ortak bir tedavi şekli belirlenip işleme başlanabilir. Mevcut tedavi ihtiyacına bir diğer örnek ise hastaların diş renklerindeki memnuniyetsizlikleri olabilir. Eğer hasta, şekil ve yapı açısından memnun ancak diş renginden memnun değil ise diş hekimine bunu ifade ettiğinde diş hekimi hastaya diş beyazlatma tedavilerinden bahsedecektir. Diş beyazlatma tedavileri ev ve ofis olmak üzere 2 tiptir. Hangi yöntemin hasta kullanımına ve tedavisine kolaylık sağlayabileceği hasta ve diş hekimi arasında tartışılarak karar verilebilir. Hem renk, hem şekil ve hem de boyut konusunda bir memnuniyetsizlik varsa gülüş tasarımı konusu tartışılmalıdır. Gülüş tasarımında ise protez ve beyazlatma uygulamalarının her ikisi de kombine olarak kullanılabilir. Burada hastanın yüz şekli, dudak yapısı, gülme hattı ve özellikle beklentileri dikkatlice masaya yatırılmalıdır.

Sonuç olarak hastalar ağız hijyenlerine dikkat etmeli, 3-6 aylık periyotlarla diş hekimlerine kontrole gitmelidirler. Gerek estetik gerekse patolojik durumun ortaya konulmasında ve tespitinde hastalar; hem isteklerini hem de şikayetlerini açıkça ortaya koymalıdırlar. Özellikle son yıllarda estetik bilincin değişmesi ve beklentilerin artması yeni bir trend oluşturmuştur. Burada hastalar ve hekimlere düşen bazı sorumluluklar olacaktır. Hastalar kendilerini iyi analiz etmeli ve kendilerini diş hekimlerime iyi bir şekilde ifade etmelidirler. Diş hekimleri de hastaları estetik, anatomik ve psikolojik açıdan hastalarını iyi değerlendirmeli, tedavi sınırlarını iyi çizmeli, hastaları gerçekleştirelemeyecek estetik beklentiler içine sokmamalıdırlar. Bu bilinç hekim-hasta arasında iyi bir şekilde kurulmazsa çıkan sonuç iki tarafı da memnun etmeyecektir. Mutlu günler..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here